Onur Akay

Onur Akay


Meltem Miraloğlu, şimdide 62 yaşındaki psikoloğu ile aşk yaşıyor!

22 Şubat 2021 - 11:41 - Güncelleme: 22 Şubat 2021 - 11:50

Meltem Miraloğlu cephesinde gelişmeler pes dedirtecek şekilde! Meltem Miraloğlu’nun Amerika’da yaşadığı hayat, Türkiye’deki “Hayat Devam Ediyor” dizisini bırakın, Hollywood dizilerini solladı! Miraloğlu, şimdi ise 62 yaşındaki psikoloğu ile aşk yaşıyor ve çocuk bakıcılığı yapıyor.
Magazin Masası okuyucuları için, Meltem’in yeni sevgilisi ile çekilmiş fotoğrafına ulaştım ve Meltem’in Amerika’da uzun süre kaldığı aileyi ilk kez konuşturdum ve röportaj yaptım.
Geçen hafta Meltem Miraloğlu’nun, 80 yaşındaki Amerikalı kocası tarafından evden atıldığını duyurmuştum. Meltem, daha sonra bir paylaşım yaparak babasının vefat ettiğini duyurmuş ve bir fotoğraf da paylaşmıştı.
Meltem’in nerede olduğunu merak eden yüzlerce kişiden mesaj aldım ve sonunda Meltem’i buldum. Meltem Miraloğlu, önce kendisini evlat edinen ve daha sonra kendisi ile evlenen 80 yaşındaki kocası Patrick tarafından evden atılınca, Patrick’le tanışmadan kısa süre önce kendisini Amerika’da tedavi eden psikoloğu, 62 yaşındaki John’la aşk yaşamaya başladı. Daha önce boşanma işlemlerini hazırlayan ama durduran Patrick, Meltem’den boşanmak için işlemleri yeniden başlattı. Yaşadıkları eyalette ise şimdi herkes psikoloğu konuşuyor. 62 yaşındaki John, Meltem’le karlarda yuvarlanıyor ve üstü açık arabasını yıllar sonra ilk kez Meltem için çıkarmış ve Türkçe şarkı dinleyerek geziyormuş.
İşte fotoğrafları:

MELTEM ÇOCUK BAKICILIĞI YAPIYOR!
62 yaşındaki psikolog John, ailesi ve torunlarından çekindiği için Meltem Miraloğlu’nu, şimdilik bir ailenin yanına çocuk bakıcısı olarak yerleştirdi. Meltem’in iş saatleri dışında görüşüyorlar ve bu John’ın çok düşkün olduğu ailesine her şeyi anlatmasına kadar böyle sürecek ve daha sonra evleneceklermiş.
İşte o fotoğraf:

Bu fotoğraf ise evlat edinme işlemleri sırasında çekilmişti. Meltem, Patrick ve John’un arasında…

Yani Meltem, azimle Green Card almak için evlenmeye devam  ediyor.
Daha önce yazılarımda ve magazin programlarında yaptığım açıklamalarımda, Meltem Miraloğlu’nun Amerika’ya ilk gittiğinde New Jersey'de bir Türk gencine âşık olduğunu, orada darp edildiğini, burnunun kırıldığını, hastanelik ve mahkemelik olduğunu yazmıştım.

PSİKOLOĞU DA MELTEM’E ÂŞIK OLMUŞTU!
Psikolog John, New Jersey'den Illinois eyaletine kaçan Meltem’e, kendisini kurtarıp evlerini açan aile tarafından ayarlanmıştı. Ancak o seanslar devam ederken psikolog John da Meltem Miraloğlu’na âşık olmuştu ve evlenmek istemişti. O dönem Meltem’e, “Psikologla evlenir misin?” diye soru sorduğumuzda, “Bana 60 yaşındaki adamı mı layık gördünüz?” diyor ve kesinlikle evlenmeyeceğini söylüyordu.

AŞK-I MEMNU KARAKTERİNİ ELEŞTİRMİŞTİ!
80 yaşındaki kocası Patrick’le tanışmadan üç gün önce yine bize verdiği bir röportajda, kısa süre sonra dedesi yaşında biri ile evleneceğini bilmeden, Aşk-ı Memnu dizisinin karakterlerden Bihter’i, “Sağlıklı bir insanın işi değil. Orada bir kız 70 yaşında bir adamla evleniyor ve bunların günümüzde hala yaşanıyor olması çok üzücü. Yayınlanacak olan diziler ve senaryolar sayesinde daha da aza indirilecek.” ifadelerini kullanıyordu. Kendisi de dizide “Çocuk Gelin” karakteri ile seyirci karşısına çıkmış ve canlandırdığı 15 yaşındaki “Hayat” karakteri 70 yaşındaki Abbas’la evlendirilmişti. Çok geçmeden 80 yaşındaki Patrick’le tanışan Miraloğlu, Patric tarafından evlat edinilmek isteyince havalara uçmuştu.

DAHA SONRA PSİKOLOĞUNA KENDİSİ EVLENME TEKLİF ETTİ!
İşte o dönemde New Jersey'deki mahkeme işleri ile ilgilenerek kendisine seanslar yapan ve tedavi etmeye çalışan psikolog John, Meltem’in evlat edinme işlerine de yardımcı olmaya başlamıştı. John Meltem’e âşıktı ve bir baba bulduğuna o da seviniyor, ona tercüman ve avukat da ayarlamıştı. Ancak John, Meltem’in çok fazla yalan söylediğini dile getiriyordu. Meltem ise artık Patrick’in kızı olmuş onla yaşamaya başlamıştı. Kısa süre sonra 80 yaşındaki Patrick de Meltem’e âşık olup evlenmek isteyince, Meltem, kendi deyimi ile Patrick’e olta atmış ne istediğini öğrenmişti. Ancak Patrick’le evlenmeden önce John’ı aramış ve “Benimle evlenir misin?” diyerek evlenme teklifinde bulunmuştu. Meltem, “Hiç değilse 80 yaşındaki adamla evlenen kadar 60 yaşındaki adamla evlenirim.” demişti. Ancak psikolog John Meltem’in kendisine çok fazla yalan söylediğini öne sürerek, Meltem Miraloğlu’nun kendisine yaptığı evlenme teklifini reddetmişti.

PSİKOLOĞUNUN NİKÂH ŞAHİDİ OLMASINI İSTEDİ!
Meltem Miraloğlu, psikolog John’dan olumsuz yanıt alınca, artık vizesi de biteceği için Patrick’in teklifini kabul etmiş ve nikâh için gün almışlardı. Ancak Patrick önce Meltem’i evlat edindiği için kimse nikâh şahidi olmak istemiyordu ve Meltem de bu sefer yine psikoloğu John’ı arayarak, “Nikâh şahidim olur musun?” demişti. John onu da kabul etmemişti.

EVLENDİKTEN SONRA DA PSİKOLOĞU BIRAKMADI!
Meltem Miraloğlu, 80 yaşındaki eşi ile bir sorun yaşarım korkusu ile John’ı hep elinde tutmak istedi ve Patrick’le evliyken bile gizlice John’la görüşmeye devam etti.
O arada bende Meltem’le geçen hafta yayınlanan ve herkesi şaşırtan o röportajı yapmış, olayı köşe yazımla Türkiye’ye duyurmuştum.

Evet, gerisini Ülkü Gözen Stewart’tan dinleyeceğiz. Meltem Miraloğlu’nu eşi ile yaşadığı Amerika’daki evinde misafir eden Stewart, ilk kez Magazin Masası için konuştu.

“EVLENMEDEN ÖNCE BENİ TEHDİT ETTİ”
Onur Akay: Ülkü’cüğüm, iki senedir seni Amerika’daki evinde misafir ettiğin Meltem Miraloğlu ile ilgili konuşturamadım. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ediyorum.

Ülkü Gözen Stewart: Yine insanlık adına hem biraz açıklık getirme hem de belki bir faydamız olur düşüncesiyle, her ne kadar evlenmeden önce beni tehdit etmiş olsa da sınırlı bir çizgi içerisinde sorularına yanıt vermeyi kabul ettim. Ayrıca magazin haberlerinde bu konu içinde karı koca hem ismimiz geçiyor hem de ekranda görüntüm. Dolayısıyla bana da konuşma hakkı doğdu. Tehdit edilerek susturuldum da sanılmasın. Çok kızgındım. Kırıldım ve geri çekildim. Eşim Oğuz da ben de elimizi eteğimizi ondan çeksek de gözümüz de kulağımızda onda oldu. Mağduriyeti söz konusu olduğunda onun bizi anlayıp anlamamasını düşünmeden onu yarı yolda bırakmayacağımızı aramızda konuştuk.

Onur Akay: Ülkü’cüğüm, aslında Türkiye’de magazin basını tüm bilgileri senden öğrendiğimi zannetti. Aslında benim kaynaklarım Meltem’in kendisi, Amerika’daki Türk sevgilisi, onun Amerika’ya gitmesine yardımcı olan emekli Türk polis ve Amerika’daki yakın çevresinden benim de tanıdığım özel birisiydi. Şimdi de çocuk bakıcısı olarak bir ailenin yanına girdiği bilgisine ulaştım. Sen bu konuda ne diyeceksin?

Ülkü Gözen Stewart: Biliyorsun ne haber yapılırsa yapılsın bugüne dek sessizliğimi hiç bozmadım. Ben ve eşim bu hikâyenin bir kısmına kadar birebir yaşayıp şahit olanız. Sonrasında, Amerika kısmı için ya semtimizde oturan her bir kişi gibi duyanız ya da Türkiye kısmı için herkes gibi magazinde çalkalanan haberlerde izleyeniz. Onur’cuğum, doğrusu takdire şayan bir şekilde konuları takip ediyorsun. İyi ki evden atılıp kayıplara karıştığını ve onun için endişe ettiğimizi senin aracılığın ile duyurduk. Paylaştığı fotoğraf üzerine senin yaptığın araştırma doğrultusunda bir ailenin yanında çocuk bakıyor olduğunu öğrendik. Allah’ın önüne şans diye sunduğu bu fırsatı en azından bu defa iyi değerlendirir.
 
“MELTEM SİGARA İÇMEKTEN ÇOK SİGARAYI YİYOR”
Onur Akay: Meltem’i uzun süre evinde misafir ettin ve tanıyorsun. Çocuk bakabilir mi kendisi?
Ülkü Gözen Stewart: Sigara kullanıyor olması uygun değil. Çocuk, canım makarna istiyor dese “pasta” kelimesini duyan Meltem önüne çikolatalı bir pasta koyar çünkü İngilizcede pasta “makarna” demek! Ve benim bildiğime, gördüğüme göre çoğu Amerikalı aile, hele ki çocuklu ve hele ki hele ki bebek bekleyen aile asla sigara olayını kabul etmez. Sigara olayını gizleyerek bu ailenin yanına yerleştiğini varsayarsak, gizli gizli nereye kadar sigara içebilir? Eğer bu konuda yalan söylediyse fark edildiği anda ebeveynler acımasızca öfkelenir. Üzerine, saçına, eline sinen sigara kokusunun yakın şahidi olarak bunu gizleyemeyeceğini biliyorum. Bir varsayım olarak da sigara kullandığını bilerek evlerine kabul ettiler diyeyim. Sonradan yine sorun olacak. Çünkü Meltem sigara içmekten çok sigarayı yiyor. Okulunda bile sigara yüzünden kaç uyarı aldı, birebir şahidiyim. Biz onunla bir çatı altında yaşadık. Epeyce süre evimizde kaldı. Evin içinde sigara içmesini istemediğimiz için, kapı önüne çıkıp içiyordu. Çocuklu bir ailenin yanında çocuğa mı bakacak, sigara mı içecek? Bir de elinden bırakamadığı, kulağından düşüremediği telefonu var. Ben ona elinden kaçırır araba çarpar diye güvenemeyip köpeğim Cıva’yı bile emanet edemedim. Telefon yüzünden New Jersey’de çalıştığı restorandaki garson arkadaşları, dışarıdan içeriye girmiyor diye kızıp onu dövmüşlerdi.  Velhasıl, sonuçta az bir miktarda para ve kalabileceği ev karşılığında göz kulak olsun, ilgilensin, yemeğini yapsın, yatağını toplasın diye emanet edilmiş bir çocuk var. Üstelik Meltem’in kaçak konumda olduğunu göz önüne alırsak, en ufak hatasında ya da onlara uymayan bir davranışında bizim tabirimizle aile onu bir dakikada satıverir! Hiç umurlarında olmaz! Amerikalıları ve kural takıntılarını çok iyi bildiğim gibi, ne yazık ki buranın kurallarını bir türlü öğretemediğim Meltem’i de iyi biliyorum.
Onur Akay: Evet, kaçak konumda ve Green Card alamadığını öğrendim...
Ülkü Gözen Stewart: Green Card’ı olsa zaten çocuk bakmak için bir aile yanına yerleşmez, Green Card sahibi olanlar oy kullanmanın haricinde Amerikan vatandaşıyla birebir eşit haklara sahip, istediği yerde istediği işe girer ve çalışır.
Onur Akay: Size çok büyük sorunlar yaşatsa da yine de merak edip endişe duydunuz, evimiz açık dediniz…
Ülkü Gözen Stewart: 2019’dan bugüne gelince Meltem’in, yani bir kadının tekrar mağduriyetinin söz konusu olmuş olması. Kız sokağa atılmıştı! Öyle duyduk! Ve Onur’cuğum, sen bilgilere ulaşana kadar kendisinden haber yoktu, kayıptı. Burası Amerika! Koskoca bir ülke! Endişe içindeydik.

“MELTEM HEMEN O GÜN EVİNE TAŞINDI”
Onur Akay: Size geldikten sonra neler yaşandı?
Ülkü Gözen Stewart: Bize geldikten bir süre sonra artık herkesin de tanıdığı kocasını ziyarete gittiğimiz gün bu mağdur kızın kederi değişti. Bak kaderi demiyorum, kederi diyorum! Kızın resmen kederi değişti çünkü! Evlat edinilmesi, ardından da eş olarak istenmesi asla aklımıza gelmeyecek bir durumdu. Biz, artık adını zikretmek istemediğim şahsın verandasında ikram ettiği içecekler elimizde sohbet ederken, mağdur kız Meltem bizden uzak verandanın diğer köşesinde şahane Mississippi Nehri manzarasını bile görmeden ve her zamanki gibi telefonuna gömülü vaziyette oturuyordu. Tek kelimeyle dahi sohbete dahil olmadı. Kalkma vakti geldi ve kapıya doğru hep beraber yöneldiğimizde şahıs bize onu sorunca giderayak gelişen ayaküstü bir konuşma oldu. Şahıs çok soru sorunca Meltem’de kendisine olayı anlatmamızı söyledi. Sonra iki dakika kadar sessiz kalıp eşime döndü ve “Sizin için ve bu kız için sorun yoksa ben onu evlat edinmek istiyorum.” dedi. Hikâye bu şekilde başladı. Tabii ki biz hemen o an buyur al, senin kızın olsun demedik. Meltem havalara uçup anında atladı. Biz, acele karar verme. Önce emin olalım. Konuşup istişare edelim falan desek de Meltem, hemen o gün onun evine taşınmak istedi ve de taşındı. Tutamadık. Durduramadık! Otuz iki yaşında koca kadın! Kararını vermiş kadını nasıl tutacaktık ki?

Onur Akay: Patrick’le baba kız olduklarında ilişkileri nasıldı?
Ülkü Gözen Stewart: Baba kız, duygusal anlarının şahidiyim... İlk evlat edinilme mevzu olduğunda yaşanan duygusal anları gözlerimle gördüm. Şahsın, “Senin kızım olmanı istiyorum, bundan böyle kimse sana bir şey yapamaz, arkanda dağ gibi baban var.” dediğinde kızın gözlerindeki mutluluğu, yüzündeki huzuru anlatamam. İlk başta çok şaşırıp pek inanmadık ama şahsın ciddi olarak bu kararını tekrarlaması ve neden olarak tek oğlunun yanı sıra bir kız evlat hasreti çektiğini söylemesiyle ikna olduk. Okula başlayan kızını takibe alıp okuldaki erkek arkadaşlarıyla konuşuyor olmasına sinirlendi. Kızlardan bile kıskandı. Olaylar çıkardı. Savunma olarak da bir baba olarak kızını koruduğunu öne sürdü. Baba olarak psikoloğundan ve bizden de korur olup hepimizin ayağını evden kesti. Kız beni de Oğuz ağabeyini de gizli arar oldu. Telefonda sadece annesi ve kız kardeşiyle görüştüğünü sanıyordu, aksi durumda büyük patırtı çıkartıyordu.

YAKIN TEMASTA OLMASI ADAMDA BAŞKA DUYGULARA YOL AÇTI!
Onur Akay: Daha sonra Meltem’le evlenmek isteyebileceği aklınıza gelmedi mi?
Ülkü Gözen Stewart: Bu süreçte Meltem’i uyardım. Şahsın bu davranışlarının normal olmadığını söyledim. Büyük olasılık baba sevgisinin aşka dönüşmüş olabileceğini öne sürdüm. Aynen de böyle olmuştu. Duygularına yenik düşmüştü. Kız, baba bulduğu için tüm samimi duygusuyla ona sarılarak yanaklarından ve başından öpüyordu.  Defalarca onun gerçek babası olmadığını hatırlattım. Bu kadar yakın temasta olmasının adamda başka duygulara yol açabileceği ihtimalini öne sürdüm. Bizim kültürümüze göre kız babacığına sarılıp öpüyordu. Ama Amerikan kültürüne göre şahıs kendi oğlu ya da yeğenleri tarafından böyle sarılarak öpülmediğinden, onun bu sıcak tavrı onda başka duygular uyandırmış oldu. Kızın sıcak, samimi halleri onda aşka dönüştü. Şahıs, babalıktan kocalığa böyle terfi etti. Ve kız evlat olarak istenmiyorsa Green Card uğruna karısı olmaya razı geldi. Bizim aramızda beni tehdit ettiği noktaya getiren mevzu da buydu. Buna razı olacağını söylediğinde verdiğim tepki doğrultusunda tartıştık. O da beni tehdit etti. Son konuşmamızdır bu. Sonra babasıyla evlendiğini duyduk.

Onur Akay: Daha önceye gidersek?
Ülkü Gözen Stewart: Önceye gidersek, medyatik bir ismin özelini saklaması pek de kolay değildi. Onu en iyi tanıyanlar, ne olup olmadığını ayrıntılarıyla en iyi bilenler bize gelmeden önce ki yerde en yakın olduğu kişilerdi. Meltem bize mağdur edildiği yerden geldi. Darp edilmişti! Herkesin bildiği gibi burnu kırılmıştı. “Çaresizim.” deyip bizden yardım isteyince durum polise intikal etti. Biz en başından itibaren ona hukuki yol çerçevesinde yardım ettik. O halde ve sokakta bırakamazdık! İlk mahkeme görülür görülmez bize doğru yola çıkmasını sağladık. Aktarmalı, üç güne yakın sürdü bize varışı.

“MAHKEMEYİ KAYBETTİ”
Onur Akay: Kızgın mısın Meltem’e?
Ülkü Gözen Stewart: Evet. Çok kızgınım. Biz ona yardım ettik. Bizim evden içeri adımını attığı an ona istediği kadar kalabileceğini, artık ne para, ne iş, ne kalacak yer, ne başka hiçbir şey düşünmemesini, sadece yatıp dinlenmesini ve iyileşmeyi beklemesini söyledik. Travmasını atlatması için zamana ihtiyacı vardı. Bize geldiğinde perişandı. Yorgundu. Yaralıydı. Mağdurdu. Kendini toplaması lazımdı. Onca olana rağmen hala ona şiddet uygulayan kişi için aşk acısı çekiyordu. İkili ilişkiler üzerine uzman olan psikolog arkadaşımızın ona profesyonel destek vermesine aracı olduk. Hem bedenen hem de ruhen dinlenip kendine gelmesini istedik. Bitikti. Hem çıktığı ilk mahkemenin hem de psikoloğunun hukuki uyarılarını dinlemiş olsaydı bu mahkemeyi kaybetmeyecekti. Dahası, söz dinleyip biraz sabretseydi hiç kimseyle evlenmek zorunda kalmadan mağduriyeti baz alınarak Green Card alabilme ihtimali bile çok yüksekti. Ne bekledi ne de sabretti. Burnunun dikine gitti. Hatta burnunun dikine koştu! Hep savunma halindeydi. “Çok aşığım.” diyordu. Ben de, kocam da, psikoloğu da hukuki çerçeveler içerisinde ona hep doğru yolu gösterdik ama o hiç dinlemedi. Kendi bildiğini okudu, kendi istediğini yaptı. Yanlış bulduğumuz her düşüncesi ve niyetine karşı bizi ikna etmek için durmadan yalanlar söyledi. Her ne kadar o her şeyi bizden bilse de tüm şeylerin ortaya çıkması bizden değil çok güvendiği, toz kondurmadığı başkasındandı. Biz de herkes gibi bilinmeyen birçok şeyi medyada çıkan haberlerden duyup öğrendik. Ben hata yaptığı için kızgın değilim. Herkes hata yapabilir. Ben onun durmadan bize yalan söylemesine kızdım.

“KIZDAN ALACAĞINI ALDI BAŞVURMADI”
Onur Akay: Patrick neden Green Card başvurusu yapmadı?
Ülkü Gözen Stewart: Çünkü evlat edinme aşamasında üç beş evrakla kızı oyaladı. Bu mevzunun da birçok detayı var. Zaten evlat edinmekten vazgeçtiğini ilk o zaman anlamıştık. Nikâhtan sonra da kızdan alacağını aldı ve başvurmadı. Meltem’in yapabileceği bir şey yok. Tek başına başvuru yapamaz. Bu başvuru için evlendiği şahsın adım atması ve hükümete gerekli belgeleri sunması lazımdı. Kızın sunacağı bir belge yok. Başvuru yapıldığını varsayalım; yaş farkından dolayı evliliklerinin çıkar üzerine olmadığını kanıtlamaları çok zor. Büyük olasılıkla başvuruları onaylanmayacaktı. Velhasıl, resmi nikâhlı olsalar da 2019’dan bu yana bu evlilik olayı da havaya gitti. Yani sıfıra sıfır, elde var sıfır! Biz onu koruduk, kolladık. Kendini koruyup kollamayan oydu. Bizi dinlemiş olsaydı bugün tüm Türkiye onun arkasında olurdu. Kırık burnu da yapılırdı, Green Card’ı da olurdu, zaman içinde çıkarsız, hesapsız onu sevecek kocası da.

Onur Akay: Ulaşmaya çalıştınız mı?
Ülkü Gözen Stewart: Ben kadın olarak mağdur oluşuna takılıyım. Kötü bir haberini alacağız diye yüreğimiz ağzımızda! Evden atıldığını geçen hafta duymuştuk. Eşim ona kaç mesaj gönderdi. ‘Merak ediyoruz. Bir şeye ihtiyacın var mı?’ diye yokladı. Ses seda çıkmayınca endişe duyduk ve Meltem Miraloğlu haberlerinin kaynağı olarak seninle paylaştık. Çünkü bu şekilde haber alınabilir, ortaya çıkar ya da ne olduğu anlaşılır ve zor durumdaysa yardım edilir diye düşündük. Bizim cephede durum bu.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • framfu
    1 hafta önce
    Ben Ülkü Gözen Stewart`a Meltem`´e sahip ciktiklari icin binlerce kez tesekkür ediyorum.Bu duyarlilik ancak muhtesem insanlarda olur. Röportaji cok dikkatle okudum.Ne kadar özenle ve hassasiyetle konusmuslar.Iyiki sizin gibi insanlar var.